|
Çocuktan
yaşlıya, cahilinden bilgilisine kadar cami görevlilerinden,
üniversite hocalarına kadar Samsun'da merkez kesimde bir kısım
insanlar beni tanır ya da duymuştur. Samsun'da 2001-2004 yılları
arasında tahminim 5000 (beşbin) civarında insanla konuştum,
tartıştım; her biri bana on soru sormuş olsa, demek ki en
aşağı bana 50.000 soru soruldu; tekrarlar dahil kader konusu
üzerine. Şu anda cevaplandırılmamış tek soru bile yoktur.
Bu işin başlarında tartışmalarım uzun sürerdi, bir iki saat
ve çoğu zaman karşımdakini ikna edemezdim ve o kişi genelde
tartışmanın sonunda kendisinin haklı olduğunu düşünürdü. Lakin
son zamanlarda bu tartışma süresi bir iki dakikaya kadar düşdü.
Eğer konuştuğum kişi bir mekandaysa, genelde "kapatıyorum,
işim var, kapatalım bu konuyu" diyor, beni nazikçe kovuyor.
Eğer mekan işletmiyorsa o ortamdan gitmeye bakıyor "işim
var" diyor. Bu konuyla direk ya da dolaylı olarak yüzlerce
kitap okudum. Önce kelam kitapları sonra felsefe kitapları,
zira felsefe kitaplarında dinle ilgili çok ince bilgiler mevcuttur.
Onlardan faydalandım. Kelam kitaplarında bulamadığım detayları
felsefe kitaplarında buldum. Bu bilgileri birleştirip yeni
istidlaller (akıl yürütme) yaparak yeni sonuçlara ulaştım.
Bu kitap bir oturuşta yazılmış değildir. Üç yılda yazdım.
Günde on saat üzerinde düşünürdüm. Aklıma yeni bir delil geldiğinde
hemen bir yere not eder, sonra o deliller birikince öyle temize
geçerdim. Bu delillendirmeler daha çok; insanlarla tartışmam
esnasında sorduğum sorularla oluyordu. Bir sorum veya verdiğim
örnek hoşuma giderse onu not ederdim. Günde beş, altı istidlal
yaptığım gibi, bazen bir hafta geçerdi de tek istidlal dahi
yapamazdım. Çok olmuştur ki geceleyin uyumak üzereyken aklıma
yeni bir delil gelir hemen, zayi olmasın diye kalkıp yazardım,
yeniden aklıma gelir yine kalkıp yazardım. Bunun uzun sürdüğü
çok olmuştur. Hatta öyle deliller vardı ki tek bir delil için
yattığım yerde düşünürdüm bir de bakmışım ki iki veya üç saat
geçmiş olurdu. Bu ender olurdu, normalde aklıma bir delil
geldiğinde beş, on dakikada ayarlardım, yazılacak hale getirirdim.
Son zamanlarda istidlal hemen hemen hiç yapmıyorum, zira tekrar
oluyor, genelde kitaplardan alıntılar yapıyorum. Kitabın baş
kısımları ilk zamanlar yaptığım delillerden oluşuyor. Yani
kitap kolaydan zora doğru, basit anlatımlardan ince, detay
anlatımlara doğru gidiyor. Dolayısıyla kitabı okuyacak kişi
"bu nasıl basit anlatım böyle" deyip kitabı okumayı
kesmesin. Ekseri insanlar için iddia ediyorum ki anlamakta
çok güçlük çekecekleri deliller de göreceklerdir. Zira insanlar
farklı farklıdır. Bazısı basit anlatımdan etkilenir, o delil
ona yeterli olur. Bazısı ise çok ince deliller görmek ister.
Bu delilleri görmedikçe kalbi mutmain olmaz. Bu kitapta her
seviyede insanın bir şeyler bulabileceği deliller, örnekler
mevcuttur. İnsanların çoğu taassup sahibidir. Kendinden önceki
yaşayanların yolundan gitmeyi sever, fazla araştırmaz. Eski
bildiklerine muhalif bir şey duyar, ya da görürse ilk etapta
hemen reddeder. Araştırmaz, "delilin nedir?" diye
sormaz; "nereden buldun bu izahları?" demez. Bu
bir gerçektir, onun için şunu tavsiye ediyorum ki; kalabalık
bir ortamda yazdığım kitabı biri sesli olarak okusun ve üzerinde
konuşa konuşa, kitap baştan sona bitirilsin. Verdiğim örneklere,
özgürlüğü savunanlar cevap vermeye çalışırlarken düşdükleri
komik durumu göreceksiniz. Sinirden delirirler ama cevap veremezler,
inanmazsanız deneyin görün.
|